Ankara’nın kalbinden, asırlık bir hikaye…

Tekstil sanayisinde, hayvansal lifler arasında uzunluğu, mukavemeti ve parlaklığıyla
öne çıkan tiftik, dünya literatüründe “Ankara Keçisi” olarak bilinen özel bir keçi türünden elde
edilmektedir. Yüksek kalitesi nedeniyle Batı dillerinde elmas iplik ve asil yün olarak da bilinen
tiftik geçmişte Anadolu’nun en önemli üretim ve ihracat kalemlerinden biri olmuş; Ankara
keçisinin tiftiğinden üretilen sof kumaş ise hafifliği, sağlıklı yapısı ve zarafetiyle gözde dokuma
ürünleri arasında yerini almayı başarmıştır. Tarih boyunca seçkin çevrelerin, sarayların ve kent
kültürünün ayrılmaz bir parçası olan sof kumaş, 13. yüzyıldan itibaren Hazar Denizi’nin
doğusundan Ankara civarına getirilen keçinin bu coğrafyaya uyum sağlamasıyla gelişmiş; 15.
yüzyıldan itibaren bölgedeki dokuma sanayisinin temelini oluşturmuştur. Özellikle 16. ile 18.
yüzyıllar arasında, “Engürü Sofu” adıyla Avrupa şehirlerine kadar uzanan bu kumaş,
Ankara’nın üç yüzyıl boyunca canlı bir ekonomik ve toplumsal yaşam sürdürmesinde önemli
rol oynamıştır.

Tiftik; zararlı güneş ışınlarını geçirmemesi, nemden koruması, dayanıklılığı, parlaklığı,
sağlıklı yapısı ve kolay boyanabilmesi sayesinde yüzyıllardır tekstil sektöründe değerini
koruyan önemli bir hammaddedir. Ankara keçisinin tiftiğinden üretilen sof kumaş ise yazın
serin, kışın sıcak tutan mevsimsel konforu sayesinde toplumun seçkin kesimleri tarafından
rağbet görerek Ankara’nın kültürel tarihinde ayrıcalıklı bir yere sahip olmuştur. Bu özellikleri,
sof kumaşı yalnızca gündelik bir kullanım malzemesi olmaktan çıkararak yüzyıllar boyunca
Anadolu’dan Avrupa’ya uzanan değerli bir ticaret ürünü hâline getirmiştir. Ancak 18. yüzyılın
ortalarında Sanayi Devrimi’nin etkisiyle cazibesi azalmış; tiftik sanayisi gerilemiş ve Ankara
keçisinin yurt dışına çıkarılmasıyla bölgenin liderliği zayıflamıştır. Bir dönem Ankara ve
çevresi için başlıca geçim kaynağı olan sof üretiminin yok denecek kadar azalmasına neden
olmuştur.

Ankara Valiliği ve Ankara Kalkınma Ajansı iş birliğiyle kurulan İz Ankara Tasarım ve
El Sanatları Merkezi ise 2020 yılından bu yana yürüttüğü AR-GE ve uygulama çalışmalarıyla
sof dokuma geleneğinin yeniden hayat bulması için ciddi çalışmalar yürütmekte olup 22 Aralık
2023 tarihinde Sof dokumada Ankara Valiliği Adına Coğrafi İşaret Tescil belgesi alınmasıyla
bu çalışmanın doğru yolda olduğunu belgelemiştir. İlk aşamada şal, fular ve erkek atkısı gibi
klasik ürünlerle yeniden hayata döndürülen sof dokuma, İz Ankara atölyelerinde geleneksel
Türk el sanatlarının eşsiz örnekleriyle buluşturularak modern tasarımlarla kısa sürede
geleneksel sınırlarının ötesine taşınmış, çağdaş ve giyilebilir formlara dönüştürülmüştür. Daha
yaşanılabilir bir dünya için doğal ve sürdürülebilir üretim tekniklerini benimseyen merkez, tüm
üretim sürecinde sıfır atık bilinciyle hareket etmekte; üretimde kadın istihdamını
önceliklendirerek bu kadim mirası zirveye taşımayı hedeflemektedir.